Available on App Store
Get it on Google Play
EN
X
ç
ğ
ı
ö
ş
ü
more (than
Geniş Tasarım
İngilizce-Türkçe
Terimler/Kalıplar
Ingilizce-Türkçe Çeviri
fazla
Ingilizce-Türkçe çeviriler: Atalay Sözlügü, 1. Basim
Ingilizce-Türkçe Ilgili Terimler
more than
-den daha fazla/büyük/değerli (şey).
His report is more than a survey.
be more determined than ever
her zamankinden çok kararlı olmak
Fiil
bite off more than one can chew
başından büyük işe girişmek, yutamayacağı lokmayı ısırmak.
In trying to build a house by himself,
DEVAMINI OKU
he had bitten off more than he could chew
: Tek başına ev yapmaya kalkışmakla başından büyük işe girişti.
GİZLE
do more harm than good
yarardan çok zararı olmak
Fiil
get more kicks than halfpence
takdirden çok tenkide uğramak
Fiil
have more than one string to one's bow
birçok seçeneği olmak
Fiil
+29
have more than one trick up one's sleeve
oynayacak çok kozu olmak, bir sürü gizli plânları/düzenleri olmak.
He is no more an American than I am
Amerikalı kim, o kim! (Ne münasebet, o Amerikalı değildir).
more dead than alive
canlı cenaze
more kicks than halfpence
övgüden çok suçlama
more like than
…'den ziyade, daha ziyade.
She's more like 30 than 25
: 25'ten ziyade 30'una yakındır.
more likely than not
muhtemelen
Zarf
more often than not
çoğunlukla, çok defa, çoğu kez.
During the foggy weather the trains are late mor often than not
:
DEVAMINI OKU
Sisli havalarda çok defa trenler gecikir.
GİZLE
more often than not
genellikle, ekseriya, çoğu zaman.
More often than not I read a novel
: Ekseriya bir roman okurum.
more than a little ...
bir hayli ...
Zarf
more than a little ...
oldukça ...
Zarf
more than a little ...
bayağı ...
Zarf
more than enough
yeter de artar bile.
more than is necessary
gerekenden fazla
Zarf
more than meets the eye
göründüğünden başka türlü, göründüğü gibi/kadar … değil.
Sewing looks quite simple, but there's more
DEVAMINI OKU
in it than meets the eye.
GİZLE
more than necessary
lüzum undan fazla
more than needed
fazladan
more than one ...
birden fazla ...
Sıfat
more than somewhat
fazlasıyla, aşırı derecede, haddinden ziyade.
His behavior displeased me more than somewhat .
no more than
-den fazla değil.
He is no more German than I am
: Kim demiş onu Alman diye?
“I can't understand
DEVAMINI OKU
it.” “No more can I.”
“Bunu anlamıyorum. ” “Benden de al, o kadar.”
GİZLE
no more than one can help
mümkün mertebe az.
He never does more work than he can help
: Mümkün mertebe az iş yapar (Canını eziyete koşmaz).
not much more than
-den fazla değil.
He is no more German than I am
: Kim demiş onu Alman diye?
“I can't understand
DEVAMINI OKU
it.” “No more can I.”
“Bunu anlamıyorum. ” “Benden de al, o kadar.”
GİZLE
not to do more than is absolutely necessary
yapılması ille de şart olandan fazlasını yapmamak
Fiil
nothing more or less than
… ile aynı/bir.
It's nothing more or less than a murder to send him without a gun to catch the criminal
:
DEVAMINI OKU
Onu silahsız olarak katili yakalamaya göndermek cinayettir.
GİZLE
nothing more than
-den fazla değil.
He is no more German than I am
: Kim demiş onu Alman diye?
“I can't understand
DEVAMINI OKU
it.” “No more can I.”
“Bunu anlamıyorum. ” “Benden de al, o kadar.”
GİZLE
on more scores than one
defalarca
the accessories cost more than the thing itself
astarı yüzünden pahalı
there's more in it than meets the eye
işin altında iş var; daha bilinmeyen gerçekler/sebepler var.
You catch more flies with honey than with verjuice
Bir kimseyi iyilikle yola getirmek daha kolaydır.
Ingilizce-Türkçe terim çevirileri: Zargan Ltd.
Please enable JavaScript to view the
comments powered by Disqus.
Bize Ulaşın
Geri-bildirimde bulunun
E-Posta
*
Mesaj
Gönder