trip. (b) (fiyatı) azaltmak, indirmek, tenzil etmek.
I won't buy that lamp unless they bring down the price. (c)
argo üzmek, umudunu/cesaretini kırmak, sukutu hayale uğratmak.
The bad news brought me down. (d) yıkmak, devirmek, alaşağı etmek.
to bring down the house argo alkış tufanı koparmak, tavan yıkılırcasına alkışlamak.
GİZLE