in deed

  1. fiilen
  2. gerçekten
senetli mülkiyet
gerçekten, hakikaten, doğrusu, sahiden.
The crowds were very large indeed. War is indeed terrible. DEVAMINI OKU
I was indeed very glad to hear the news. GİZLE
(hayret/istihza/inanmazlık/şüphe vb. ifade eden ünlem olarak) ya! öyle mi! Allah Allah! bak hele! vay DEVAMINI OKU
canına!
“I earn $1,000 a minute.” “ indeed!”: “Dakikada bin dolar kazanıyorum.” “Vay canına!”
“He left without finishing his work.” “indeed!” “İşini bitirmeden gitti.” “Bak hele!” GİZLE
elbette, cidden, sahiden.
Yes, indeed!: elbette.
No, indeed!: Hiç öyle değil!
Yes, it DEVAMINI OKU
is indeed beautiful weather. “Did you hear the explosion?” “indeed I did!” GİZLE
hattâ, aksine, bil'akis.
I didn't mind. indeed, I was pleased.
I like some of it very much DEVAMINI OKU
indeed: Hattâ bazı kısımları çok hoşuma gidiyor. GİZLE
kanıtlanması gereken husus
belgeyle kanıtlanabilecek
fiili zilyedlik
akdi bağış
akdi borç ilişkisi
mahkeme kararı sonrası salıverme aynı suça iştirakten birlikte yargılananlardan esas sanığın beraat etmesi DEVAMINI OKU
üzerine ikinci sanığın dolaylı beraati GİZLE
fiilen zilyetlik
fiilen zilyetlik
bir senetteki şartlar Noun
gayri menkul devir ve temlik senedi
sözle ve hareketle
 
 
Bize Ulaşın
Geri-bildirimde bulunun