(a) peşini bırakmamak, inatla/ısrarla izlemek/takip etmek, vazgeçmemek. follow up a clue: bir DEVAMINI OKU
ipucunu izlemek. (b) üstelemek, teyit/tekit etmek. He followed up his first request by asking again a week later. (c) (sonuca/başarıya ulaş(tır)ın-caya kadar) izlemek/takip etmek. follow up a victory: bir zaferi sonuna kadar getirmek. GİZLE
English-Turkish translations from the Atalay Dictionary, First Edition