(a) sebep olmak, husule getirmek, hasıl etmek, geliştirmek. This incident will surely bring on a crisis. DEVAMINI OKU
The sun is bringing on the plants. (b) çekmek, celbetmek. to bring someone's wrath on someone: birinin gazabını birinin üstüne çekmek. (c) sahneye çıkarmak, takdim etmek. bring on the dancing girls.GİZLE
English-Turkish translations from the Atalay Dictionary, First Edition