şive, söyleyiş, konuşma tarzı, ağız.
telâffuzda bir heceye verilen kuvvet, ifade edilen hislere göre sesin değiştirilmesi.
sanat eserinin göze çarpan özelliği.
bir notanın vurgulanması, bunu gösteren işaret, aksan işareti.
vurgulamak, telâffuzda bir heceye kuvvet vermek, belirtmek, kuvvetlendirmek, derinleştirmek.
vurgu
Noun, Language-Literature
aksan
Noun, Language-Literature
şive
Noun, Language-Literature
şapkalı a (â, Â)
Noun, Language-Literature
şapka imi
Noun, Language-Literature
şapka işareti
Noun, Language-Literature
şapka
Noun, Language-Literature
uzatma/inceltme imi, vurgu imi: harflerin üzerine konularak seslerini uzatan/incelten/vurgulayan işaretler:
^ ' " gibi.
belirsiz vezin, vurgulu hecesi belirlenemeyen mısra.
şapkalı i (î, Î)
Noun, Language-Literature
vurgu, bir sözcüğün en belirgin hecesi.
Noun
(uzun bir sözcükte) ikinci vurgu.
bir dili anadiliymiş gibi telaffuz etmek
Verb
ses vurgusu, kelime telâffuzunda vurgu, perde değişmesinden ilerigelen aksan.
şapkalı u (û, Û)
Noun, Language-Literature
dilin belirgin bir şekilde çalması
şapkalı
Adjective, Language-Literature