çivi, mıh.
çiviye benzer nesne.
tırnak.
toynak, hayvan tırnağı.
kumaş ölçüsü: 5.7 cm veya 2.25 inç.
çivilemek, mıhlamak, çivi çakmak.

nail up: çivi ile tutturmak/tespit etmek/kapatmak.
He nailed the box up. He nailed the wines to the wall.

nail down: (a) sağlamlaştırmak, güvence altına/garantiye almak, sağlama bağlamak, teminat altına
almak.
to nail down a contract. (b) tespit etmek, sabitleştirmek.
nail down the windows.
sımsıkı bağlamak/tutmak, yerinden kımıldatmamak.
Terror nailed him to the spot. The clerk nailed to his counter.
tutmak, yakalamak, enselemek.
He nailed me on my way to lunch.
(yalanı) meydana çıkarmak, açığa/yüzüne vurmak.
vurmak, tam isabet ettirmek.
He nailed him in the head with a rock: Taşla başına vurdu.
çalmak, hırsızlamak, araklamak.
to nail an apple.
(bir konu/cisim üzerinde) teksif etmek/toplamak, (gözünü) dikmek/ayırmamak.
nailing his eyes on the crack.
ölmüş gitmiş
sandal çivisi. İsim
sandık çivisi. İsim
clout ile ayni anlama gelir. düz başlı çivi.
sigara.
mıh, çivi, döşemeci çivisi. İsim
iri başlı çivi
birinin ölümüne neden olmak Fiil
mezarını kendisi kazmak, ömür törpüsü olmak, üzüntü veya içki ile ölümünü yaklaştırmak.
(a) çiviyi iyice çakmak, (b) iddiayı kanıtlamak.
çok şiddetle dövüşmek Fiil
bütün gücüyle mücadele etmek, canını dişine takıp savaşmak.
tırnak
yuvarlak başlı süs çivisi.
temel çivisi
tam üzerine basmak Fiil
(yerden göğe kadar haklı olmak, (fikir/söz/karar) isabetli/yerinde olmak, tam bilmek, tam isabet ettirmek.

The solution he proposed hit the nail on the head: Önerdiği çözüm çok isabetli idi.
taşı gediğine koymak, tam isabetli/yerinde söz söylemek, tam doğrusunu söylemek/yapmak.
mıh
manikür salonu İsim, Kişisel Bakım ve Hijyen
manikürcü İsim, Kişisel Bakım ve Hijyen
tırnak fırçası. İsim
tırnak bakımı İsim, Tıp
tırnak makası İsim, Kişisel Bakım ve Hijyen
çıtçıt İsim, Tıp
çıtçıt tırnak makası İsim, Tıp
tırnak makası İsim, Kişisel Bakım ve Hijyen
çivi ile kapatmak Fiil
garantiye almak Fiil
bir suçluyu yakalamak Fiil
büyük bir parayı (bir şeye) bağlamak Fiil
file ile ayni anlama gelir. tırnak törpüsü.
tırnak törpüsü. İsim
çivi tabancası İsim
çivi başı
bu benim ölümümü daha da yaklaştırır
bir kimseyi mahvedecek şey.
felaket sebebi, mahvına sebep olan şey.
çakmak Fiil
bildiğinden şaşmamak, fikrinden dönmemek, direnmek, kafasının dikine gitmek, azim ve sebat göstermek.

During the election campaign the candidate nailed his colors to the mast on the question of civil rights: Seçim kampanyası esnasında aday, medenî haklar konusundaki fikrinde direndi.
gözlerini bir şeye dikmek Fiil
tırnak cilâsı. İsim
tırnak sedefi İsim, Hastalıklar
tırnakta sedef hastalığı İsim, Hastalıklar
kerpeten, kıskaç. İsim
tırnak makası. İsim
çivi-gömen: çiviyi yüzeyden derine çakmaya yarayan alet. İsim
birine sözünü tutturmak Fiil
(a) hemen, derhal.
pay cash on the nail: hemen/peşinen (nakden) ödemek, (b) söz konusu.
hemen ödemek Fiil
peşin (zamanında) ödemek Fiil
vidalı çivi. İsim
birbirine çivileme
olanca gücü/bütün kuvvetiyle, canını dişine takarak.
fight tooth and nail.
süslü başlı sandık çivisi.
or receives
gains
sb who attains
to reach one's aim Fiil
fulfilment
fulfillment İsim
to fulfilll Fiil
to attain Fiil
to fulfill Fiil

İstediği şeye ... murâdına eren