in the air

  1. dolaşan, şayi.
    There are lots of rumors in the air: Etrafta birçok söylentiler dolaşıyor.
    It
    is all in the air yet: Daha ortada bir şey yok (Fol yok yumurta yok).
  2. (a) mulallâkta, karara/sonuca bağlanmamış.
    The contract is still up in the air: Sözleşme hâlâ
    bir sonuca bağlanamadı.
    It is all in the air: Daha ortada bir şey yok. (b)
    k.d. kızmış, öfkeli, küplere binmiş.
    There is no need to get so up in the air over a simple mistake: Basit bir hata için küplere binmek gerekmez.
başı kalkık yürümek Verb
başı dik yürümek Verb
sallantı da kalmak Verb
havada olmak Verb
belirsizliğini korumak Verb
havada kalmak Verb
hayalperest olmak Verb
hülya, (boş) hayal, gerçekleşmesi olanaksız tasarı.
build castles in Spain/in the air: boş hayaller
kurmak, olmayacak hayaller peşinde koşmak, olmayacak duaya âmin demek.
iflas halinde
cebi delik
bir konuyu sonuca bağlamadan bırakmak Verb
havada bırakmak Verb
sonuca ulaştırmamak Verb
bir şeyi muallakta bırakmak Verb
sallantı da bırakmak Verb
(a) mulallâkta, karara/sonuca bağlanmamış.
The contract is still up in the air: Sözleşme hâlâ
bir sonuca bağlanamadı.
It is all in the air: Daha ortada bir şey yok. (b)
k.d. kızmış, öfkeli, küplere binmiş.
There is no need to get so up in the air over a simple mistake: Basit bir hata için küplere binmek gerekmez.
Havada aşk kokusu var. Sentence
açık havada
açık havada
açıkta
açıkhava toplantısı
açık hava toplantısı
açık havada uyumak Verb